eve çıkacak olanlara öneri veritabanı

sakin
iki kişide ideal, üçte karışan ve üstünte cılkı çıkan durum.

evin faturaları,alışverişi, yemeği ve temizliği eşit bölüneceği için çıktığınız kişilerle uyumlu olmanızda fayda var.

en önemlisi oturup sabaha kadar muhabbet ederim dediğiniz kişilerle çıkın o zaman hepsi çözülür.

eve çıkacak olanlara öneri veritabanı

cicero
Tecrübeli yazarlardan çaylaklara ev ile ilgili öneri başlığıdır.
Evet, ben de biliyorum bir zamanlar eve çıkmanın saçma olduğunu dediğimi. Gelin görün ki günler geçer,fikirler değişir.
Nedir bu eve çıkmanın maddi hesabı? Ne kadar gelir olmalı ki eve çıkalım ey yazarlar?
Bir eve ne kadar verilmeli?
Elektrik,su,doğalgaz nasıl olmalı?
Kaç kişiyle çıkılmalı?

gecenin şiiri

kraliçe
Bildiğim ve gördüğüm aşk'ı mısralara ilmek ilmek işleyen en güzel şiir...

Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın...

Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki,
mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...

Kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder...
Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök,ver!
Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...

Ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin...
Yazmış kaderin:Aşkıma ömrünce esirsin!
Aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...

mutlak seveceksin-Hüseyin Nihal Atsız

karl marx

coolstuff
Dünyayı farklı bir yöne çekmek için fikri mücadele eden, ülkeler tarafından genellikle aynı minvalde yorumlanmayan sosyolojik ve iktisadi teorileri ile hala daha doğru anlaşılamadığını düşündüğüm toplum bilimci.

öğrenciler için alternatif burs kaynakları

coolstuff
Uzunca bir süre kurumsal sosyal projelerini yönettiğim ve son bir yıldır gönüllü olarak projelerine destek vermeye çalıştığım kurum olan "acil ihtiyaç projesi vakfı" nın düzenli olarak burs verdiğini belirtmek ve fayda sağlamak amacıyla diğer yazarların da katkılarıyla alternatifler oluşturmayı dilediğim başlık.

şehir ayrımı gözetmeksizin çevrenizde gerçekten ama gerçekten ihtiyacı olan (özellikle son sınıf) öğrenciler varsa ister vakfın kendi sitesinden veya isterseniz de direkt benimle iletişime geçebilirsiniz.

aylık 450 tutarı civarı ve düzenli transkript talep ediliyor, haliyle öncelik başarılı öğrenciler. bilgilerinize.

ütü yapmak

coolstuff
Çok uzun yıllardır tek yaşayan bir erkek olarak hala daha beceremediğim, yeteneksizliğime isyan etmeme sebebiyet veren olay. Gömlek ütülemeyi bir şekilde hallediyor insan ama özellikle kumaş pantolon gibi izi olan ve ütülerken daha hassasiyet gösterilmesi gereken eşyalarda el becerisinin ne kadar önemli olduğunu da gösteren eylemdir.

Kuru temizleme gibi çözümler gibi acil durumlarda can kurtarıyor fakat hayat pahalılığının geldiği nokta ortadayken ve özellikle her gün farklı bir kıyafet giymeye çalışanlar için çok efektif olmayabiliyor.

Youtube'daki videolar ise dediğim gibi bir yere kadar yardımcı oluyor. Sanırım işin sonunda el becerisine sahip olmak gerekiyor.

büyüde çare arayacak kadar çaresiz olmak

coolstuff
Acaba çaresizlik mi yoksa cahillik mi diye üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Büyü gibi çağ dışı inanışların yanı sıra , günümüzde şamanizm'den kalan bazı adet ve geleneklerin hala daha hane halklarında bir karşılık bulduğu görüldüğü için, çok da üzerinde kafa yormaya gerek var mıdır bilemediğim hadise aynı zamanda.

Her din, her inanış, kendi çemberindeki çelişkileri ile birlikte bize bazen komik, bazen cahilce gelen tavırları da beraberinde getiriyor. Saygı duymak gerekli mi, gereksiz mi bilemiyorum lakin bu ülkede uzunca bir dönem "medyumların" gündem haline getirilip, ciddi bir zümre tarafından bilim adamı gibi kıymetli gösterildiğini de unutmamak gerekiyor.

Din, büyüyü yasaklar diyenler olacaktır. İşin özünde esasen insan denilen canlının geleceğe dair olan merak duygusu yatıyor. Bunu da öğrenmenin yolunu olmadığını bildiği için ve geçmişi okuyarak, geleceğe dair spesifik tahminlerde bulunabilecek yorum ve yeteneğe sahip olmadığı gibi sebeplerle bu yollara başvuruyor.

ha benim şahsi fikrim ise Ahmet Kaya'nın da dediği gibi "Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça.."

komünist manifesto

coolstuff
Marx'ın ideolojisini ve siyasi / ekonomi doktrinlerini felsefe düzlemine de çekerek ortaya koyduğu risaleler bütünü.

Kendi yarattığı ve günümüzde hala üzerinde tartışmaların devam ettiği "artı değer" kavramını, kuramsal düzlemde anlamak için okunması elzemdir.

tiyatro izlemeyi bilmeyen insan

coolstuff
Sadece tiyatro özeline indirgenemeyecek, birçok konuda toplumsal kurallardan bihaber insandır. Toplum olarak genel kabul görmüş en basit kurallara bile uymamayı bir erdem görüyor veya "aman ne olacak" gibisinden umursamazlıkla hareket ediyoruz.

Hiçbir şeye saygımız yok. Cep telefonuna veya sosyal medyaya yüklediğimiz anlam da bunun en görünür yansıması. Sistemin insanları getirdiği veya getirmek istediği nokta da bu esasen. Her an çevrimiçi ol, her an güncel ol, akıp giden hayatı belirli mecralar / uygulamalar üzerinden yaşa gibi. Zaten özgüveni düşük olan bir millet olduğumuzdan, internetin getirdiği hayatın cazibesine kapılıp, bir benlik arayışına sürükleniyoruz. Ve o yapay hayat bizleri mutlu ediyor. Haliyle bu hayatı da insanların gözüne sokmak istercesine yaşıyoruz.

Hiçbir şekilde tanışmak için cesaret edemeyeceği karşı cinsten kişilerle, gördüğü zaman önünü iliklemesi gereken ve hürmet göstermesi gereken şahıslarla diyalog içerisine girebileceği tek dünyanın sosyal medya olduğunu biliyor çünkü. Ayrıca sosyal medya diye genellediğimiz dünyanın, kendisine bilgi sahibi olmadan da, fikrini ifade edebilme lüksünü de verdiğinden , "telefon" dediğimiz aygıtı, hayatının merkezine yerleştiriyor insanlar.

Askere giden erkekler bilirler; girişte kuralların yazılı olduğu levhalar vardır. Orada yazan kuralları görseniz, normal bir insan için değil de konuşmayı, yazmayı bilmeyen ilk insanlar seviyesinde olduğunu görürsünüz.

Toplumsal erozyona uğradık ve haliyle toplum içerisinde eleştirilmesi / tepki gösterilmesi ve kıymet verilmesi gereken şeylerin de evrimine her geçen gün şahit oluyoruz.

İşin en acı tarafı ise tepkisiz kalmayı, uyarmayı "aman başıma bela almayayım" minvalinde düşüncelerle normalleştiriyoruz.

tiyatro izlemeyi bilmeyen insan

diliyok
Bugün tiyatro izlemeye gittiğim de karşılaştığım insan tipidir. Fısır fısır konuşanın mı dersiniz telefonunu çıkartıp tiyatro oyunun videosunu çeken mi dersiniz. Hangi amaçla geldiklerini düşünüyorum tiyatro izlemeye mi yoksa boş boş oturup vakit geçirmeye mi. Hayır yani o videoyu çekince noluyor açıp açıp izliyor musun çünkü tiyatro anında izlemedin ya. Bir ricam var izlemeyecekseniz gelmeyin.

büyüde çare arayacak kadar çaresiz olmak

kraliçe
Bugün instagramda fink atarken bir fotoğrafın altında alttaki profilin yorumuna denk geldim. Her zıkkıma burnumu sokmak hayat felsefem olduğu için merak edip baktım. Ve inanın dehşete düştüm. Buna gerçekten inanıp bir de video ve mesajla teşekkür edenler var. Tabii bu çaresizlikte değil adı başka bir şey ama başlığı bu şekilde açmayı uygun gördüm.
Millet harry Potter gibi sağa sola asa sallıyor. Hayvan sakatatlarından tutun aklınıza ne gelirse var. Profili ifşa etmeyi vatandaşlık görevi bilip ekran görüntüleriyle birlikte size yetiştirdim.
Bu kıyağımı unutmayın.
büyüde çare arayacak kadar çaresiz olmak
büyüde çare arayacak kadar çaresiz olmak
En çok güldüğümü en sona sakladım.
büyüde çare arayacak kadar çaresiz olmak

kırmızı ruj

bayan firaset
arkadaşlarımın bana çok yakıştırdığı ruj rengi.sürünce kendimi güçlü hissettiğim fakat dikkat çekici olan bir renk olduğundan beni içten içe utandırır.
doğru, yakışanı var yakışmayanı var ama benim için isteyen istediği şeyi sürebilir. ister kafasına ister başka tarafına.benim için hava hoş farklılık severim, belki ben süremem ama kırmızı far, allık vs. sürenleri çok severim.
size her renk yakışıyor, erkek ya da kız ayrımı olmadan :}
şu belgeseli izlemeden de geçmeyelim:}

sigara içenlerin insanı delirten davranışları

mamushka
Sigarasını yürürken veya içmesi serbest mekanlarda içmeyen kıyıda köşede içen hatta toplu taşıma kullanmadan 5 dakika önce sigara tüketmeyen bir sigara kullanıcısı olarak söylüyorum cidden çok göt davranışlar var mesela yürüyen merdivende sigarayı yakan mı dersin yağmur yağıyor diye metro güvenliğinin yanında içen mi dersin otobüse binmeden 3 saniye önce söndürmüş mü dersin. Tek laf edemeyeceğin şey o izmarittir ama. Geri dönüşümü olan şeylerdir . Mesela arabası olan bir insanın izmaritini yere atan bir insana laf etme hakkı baya baya yoktur. Plastik poşet kullananın izmariti yere atıyor yeaaaaaa demesi saçmalıktır. Sadece biraz dikkat ederek insanları rahatsız etmeyebiliriz sigara içenler olarak.

Ön edit: iki tarafa da laf ettim tartışmaya hazırım

lamer

heidininyenisevgilisi
ankara üniversiteyi bünyesinde bulunan latin amerika çalışmaları merkezidir. sitelerine baktığım ve (duyduğum diyemeyeceğim) duymadığım kadarıyla oldukça pasif bir kuruluş. kötülemek için söylemiyorum ama yılda birkaç kere ispanyolca ve portekizce kursu açmakla etkili olunabileceğini zannetmiyorum. üniversite'nin en hareketlendirilmesi gereken koordinatörlüklerinden birisi. ciddiye alınıp katkı yapıldığında üniversiteyi türk dizileri gibi arjantin'den meksika'ya kadar bütün latin amerika'ya tanıtabilir. latin amerika'dan gelen turistler, öğrencilerden fazla çünkü.

ebf dekanlığından gelen garip e-posta

heidininyenisevgilisi
dekanlığın bu sabah arkadaşımın ekran fotoğrafıyla bana bildirdiği şu şekildeki mesajıdır:
"bu yıl fakültemizin 55. kuruluş yıldönümünü 06 mart 2020 cuma günü saat 14.00'da ankara üniversitesi avrupa toplulukları araştırma ve uygulama merkezi'nde (ataum) kutlayacağız.
bu kapsamda tüm mezunlarımızın katılımlarını bekler, saygılar sunarız."

sadece bir yılın mezunları katılsa zaten yarısı salonda ayakta kalır. ataum gibi küçük bir yerde oluşacak kalabalıkta sırf hocalarla on beş saniyelik "nasılsınız, nerelerde çalışıyorsunuz, iyi iyi çok sevindim" sohbeti için yıllık iznimden kullanıp onca yol gidip gelmeye değmez. cumartesi yapsalar belki mümkün olabilirdi. iyi ve kötü bir sürü günümüz geçti, hocaların kimisinin çok iyi, kimisinin biraz, kimisinin kötü anıları var. hiç tanışmadığımız hocalar da var. hocaları görmek isteyen ara sıra arıyor, e-posta atıyor veya ara ara yanlarına uğruyor; görüşmek isteyen arkadaşlar mezuniyetten sonra da görüşüyorlar zaten.

bu gibi duygusal etkinliklerle uğraşılması güzel ama daha güzel olanı ankara üniversitesi'nin niteliğini artırmak ve disiplin kurallarını ayrım yapmadan bütün öğrencilere uygulamak. uluslararası derecelendirmeye bakarsanız üniversite dünyanın en iyi bin üniversitesi arasında değil. öncelik bu işlere verilmeli. o kadar hocanın emeği boşa gidiyor.

neden bekliyorsun?


aü sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol