bir insanı tanımanın yolları

aleyna hanm
Senelerdir kullandığım ve hiç sekteye uğramayan bir yöntemim var:"Hangi müzikleri dinliyorsun?" Saatlerinizi, günlerinizi ve hatta yıllarınızı kurtarabilirsiniz bu yöntemle. 😉
Şimdi şunu sorabilirsiniz:"Ya yalan söylüyorsa, bunu nasıl anlayacağız?". Bunun da basit bir yanıtı var. Kişinin söylediği eseri açın ve çaktırmadan o kişiyi gözlemleyin. O eserle ilgilenip ilgilenmediği çok açık bir şekilde görülecektir.
Kolay gelsin! 😜

duyguda sahtekarlık

aleyna hanm
Hissedilen şey hiç sahte olur mu azizim? Bu "sahte" şeklinde anılan duygular değil, kişilerin birbirlerini ve bazen de kendilerini kandırmalarıdır. Eğer kişiler kendilerine özgürlük tanıyabilirlerse "duygu"ya erişme yüceliğini tadacaklardır.

10 liraya kulaklık almak

sakin
uzun yolculuğa çıkacaksındır bir bakmışsın kulaklık yok, tüm keyif 0'a düşer anında.
o anda ön kapıdan boynuna sıraladığı kulaklıklarla gelen abimiz 10 tlye günümüzü gün etmiştir.

diamond princess

bostorgay
neden unutuldu ya da unutturuldu ki bu gemi.
gemideki insan sayısı belli yakalanan, ölen ve kurtulan sayısı belli olduğu için tam bir kapalı bir labaratuvardı aslında.
karantinaya alındığında sosyal medyada filmi çekilir vs. Diye yazanlar dönüp baktılar mı ki filminin çekilmeye değip değmeyeceğine.

gemi yolcuları ile yaklaşık bir ay karantinaya alındı ve yolcuları ve mürettebatı inişten sonra daha fazla japonya'da karantinaya tabi tutuldu.
japonya sağlık bakanlığı güncel verilerine göre
3.711 yolcu ve mürettebattan 712'si enfekte oldu, ve 14 kişi öldü. çoğu 60 yaş üzerinde olan yolcuların en az yarısının enfekte olup çoğunun öleceği iddiaları dünya medyasının bir numaralı gündemlerinden biriydi ilk karantina tarihlerinde ve çoğu ülke karasularından uzak tuttu bu gemiyi.

sonuçta ne enfekte oranları, ne de ölüm oranları beklendiği gibi olmadı. en azından şarlatanlarca yönetildiği açıkca belli olan dsö'nün yayılma hızı ve oranlarının insanları korkutmak için uydurduğu ortaya çıktı.

hasılı dünyayı korkutmak için sahtekar dünya medyasının dsö ile birlikte kullandığı bir ayrıntı olarak filme konu olabilir. başrolde tabi ki dsö ve medya şarlatanları olmayacak.

benzer bir gemi vakası grand princess'de aynı dünya medyası tarafından hemen unutturuldu.

yani demem o ki, insanlar kendilerine verileni çiğneyip öğütmek yerine ne yedirmeye çalışıyorlar bana diye verileni sorgulamadığı sürece; 2. dalga da olur 5. dalga da. insanlar kendileriyle dalga geçilmesine müsade ettiği sürece de bu kaçınılmaz bir olarak döngü devam eder.

amel defteri kapanan redneck

jakobyigen
https://twitter.com/jetrotter/status/1266971451820855297

burada olaya ideolojik bakmak gerekiyor. bu insanlara cahil yaftası yapıştırılmasını anlamıyorum. aynıları gezide burada da yaşandı. amerika'da protestoculara ok atmaya kalkmış birisi sopayı yemiş, hastaneye kaldırmışlar hayatta. bu adam pala ile saldırıyor çorbaya dönmüş ama o halde bırakmamışlar hastaneye sevk etmişler hala hayatta. peki gezide ne oldu? çoluğu çocuğu doğradılar ve ölüme terk ettiler. sınıf çatışmasını görmek gerekiyor. siz onlara cahil dersiniz ama belki, cehalet olarak adlandırdığınız bu durum onlar için bir kamuflajdır? belki onların gözünde yurtsuzlaşmış ve onların ekonomik çıkarları adına çalışan, özünde yurttaş değil onların konforuna hizmet eden ''misafir'' birileri olarak görünüyor olabilirsiniz. neden mi? üzerlerinize otomobillerini sürebiliyorlar. ateş açabiliyorlar , tek başlarına pala ile dalabiliyorlar ve bunu korkmadan yapabiliyorlar. açıktan bir savaş halindeler sizinle. hatırlayın, gezide gezinin çevresinde gezi karşıtı insanlarda vardı. sözel muhalefet eden bir tanesinin burnu kanadı mı? aramızda ellerini kollarını sallaya sallaya gezdiler. siz o kitle sokağa çıktığında değil söz söylemek, o sırada o sokaktan geçiyor olsanız filmin sonunu biliyoruz. giyiminizden kuşamınıza kadar dış görüntünüz bile hedef olmanız için yeter, söz söylemenize gerek yok, o denli ideolojik olarak size karşı teçhizatlanmışlar. kaldı ki, bunu sizin çok iyi bildiğinizi bilmek gibi bir psikolojik üstünlüğü bile ellerinde tutuyorlar. ben çıkar gezide aralarına dalarım küfrümü ederim dokunmazlar diye düşünebiliyorlar aynı şekilde; ''biz sokaktayken yolda yürüdüğünüzü bile görsek istediğimizi yapabileceğimizi bildiğinizi de biliyorum'' diyorlar. şimdi soruyorum, kim cahil? bok yere öldürülebilen sizler mi? yoksa cehalet kılıfında, kapitalist düzende devletin mülk sahibinin yanında hukuksal olarak pozisyon alacağını bilecek kadar cürretkar olabilen onlar mı? adamlar kestiler biçtiler kaç tanesi yargıya intikal etti? çoğu tahliye oldu. bizi insan olarak görmüyorlar. bu açıkça, sınıfsaldır. aynıları burada da yaşandı, orada da yaşanıyor. böyle bakın buradaki kitle ile oradaki aynı. canınıza kasteden kişi cahil olamaz, bunu gayet bilinçli yapıyordur. dolayısıyla yakaladın mı posasını çıkartacaksın. şahsen orada olsam, kafasını taşla ezer cesedinin götüne incili sokardım isa hazır ola geçerdi. hiç acıma falan yok. zerre üzülmem. tekrar soruyorum ; kim cahil? üzerinize araba sürüp, oradan asgari hastanelik, büyük ihtimalle burnu bile kanamadan çıkacağının bilinciyle, istediği ideolojik baskıyı kurabilenler mi? yoksa siz mi? cehaletin yorumlaması neye tabii? eğer hayatta kalmaksa, hayatta kalabilmesinin kendi koşulunu karşısındakinin zihninde onaylatmış ve bu sayede tekrar ve tekrar istediği zulmü gerçekleştirebilme olanağına alan açansa, abi valla onlar cahil falan değildir. sizsinizdir o cahil.

edit; düzenlenmiştir

neden bekliyorsun?


aü sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol