yazılı olmayan kurallar

coolstuff
Bir yere oturdugunuzda, diger insanlarin gorecegi sekilde topuklu ayakkabilarinizi cikarip,ayak parmaklarinizla kendi kendinize akrobatik hareketler yapilmaz.

Erkekler, yigit kardesler; toplum icerisinde yengec gibi bacak bacak ustune atilmaz. Estetik olarak igrencligi gectim, etrafa saygi duyun ulan.

Bir enstruman calmayan erkekler; gelin yamacima bakayim. Manukyan gibi tirnak uzatilmaz; sanane abi benim zevkim, istedigim gibi uzatirim diyorsaniz da temizligini yapin bari hinzirlar. O yagli saclarinizi kasiyip kasiyip, tirnaklarinizi gozumuze sokmayin.

Corabiniz; ayakkabi ile degil, pantolonunuzla ayni tonlarda olsun. Modaya uyacagim diye pembe panter gibi dolasmayin ortalikta.

Yemege gidelim diyen bir bayan arkadasiniz olursa ve paraniz yoksa sacma sapan yalanlar soylemeyin. Direk param yok deyin olm, yalan soylemek en onursuz davranistir. Az akilli olun koftehorlar.

Yemege gittiginizde kendinize guvenmiyorsaniz ketcap,mayonez gibi soslari survivordan gelmis gibi abartmayin. O hamburgeri yerkwn cektiginiz cileyi sonradan size izletsem intihar edersiniz. Dogal olmak ayri, dogal gozukecegim diye rezil olmak ayri.

Hesap konusunda kasmayin. Paraniz yoksa kimseyi davet etmeyin. Bunu da ben ogretmeyeyim.

Ha bir de kiyafetleriniz her daim utulu olsun. Beceremem demeyin, xhamster a vpnsiz nasil girilecegini arastirmak yerine youtube dan terzileri izleyin.

Haydi iyi geceler.

çiğ köftecinin uzattığı tadımlık çiğ köfte

esdemirei
Çiğ köftecilerin verilen sipariş(ler)i hazırlarken bekleyen müşteriyi bir nebze olsun beklediğine değdiğini göstermek amacıyla müessese tarafından ikram edilen tadımlık çiğ köftedir. Daha önce Oses Çiğ Köfte ve Gazi Çiğ Köfte'den alışveriş yaparken böyle bir şeyi deneyimlememiştim. Annemin sayesinde bu deneyimi Çiğ Köfteci Sait Usta'yla -ne işime yarayacağını bilmediğim- hâlen ediniyorum.

komagene çiğ köfte tako

esdemirei
komagene çiğ köfte tako
“Dünyada ilk defa Çiğ Köfte Tako Komagene'de” sloganıyla Meksika mutfağı ve Anadolu mutfağını harmanlamayı amaçlayan; içerisinde meksika fasulyesi, çedar peyniri, garnitür ve sos bulunan, fiyatı 7,5 lirayla satışa sunulan bir Komagene yiyeceği. [K]

Her ne kadar çiğ köfte dürümleri bir nebze doyurucu/tatmin edici olmasına rağmen gel gör ki bu yiyecek ne doyurucu/tatmin edici ne de verdiğiniz paranın hakkını veriyor.

Öncelik ev ahalisiyle Çiğ Köfteci Sait Usta'nın 20 liralık porsiyonuyla sözde çiğ köfte yedik diye kendimizi kandırdığımızı belirteyim. Bugün istisna olarak ders çıkışı bir arkadaşın ricasıyla hiç gitmediğim Komagene'de söz ettiği bu yiyeceği deneme fırsatı buldum. Öncelikle fiyattan bihaber olarak siparişini verdim. Gel gör ki önüme bir avuç kadar lavaşımsı (?) şeyin arasına sitesine göre üstte belirttiği malzemeleri koymuşlar. Hani çiğ köfteciler sipariş(ler)i hazırlarken tadımlık olarak göbek marul yaprağının arasına bir parça çiğ köfte koyar da müşterisine verir ya. Ha işte, bu yerken arkadaşa o olayla bu yiyeceğin hiçbir farkının olmadığından bahsettim. Kendisi Komagene'den sık sık alışveriş yaptığı için bunu yemektense normal dürümünü yaptırmak daha doyurucu/tatmin edici olurdu dedi. Ne diyelim, deneyimin yararı zararı olmaz. Bir daha da kendisini yiyeceğimi sanmıyorum.

yazılı olmayan kurallar

coolstuff
Toplu ulaşım kullanırken;

1- sırt çantalarını elde taşımak üzere aşağı indirmek.

2- İkiyüz kilo olduğu halde, yanına oturduğunuzda öf pöf gibi sıkıştığını ve rahatsız olduğunu belirtecek tavırlar takınmamak. Hem suçlu, hem güçlü olmamak.

3- Olur ya o sıkışıklıkta ve iş bilmez şoförler sayesinde ani fren esnasında istemediğimiz halde temas olabilir; hemen huylanıp, taciz edildiğini düşünmemek. O bıyıklı suratınıza, ne giydiğini bilmeyen, tepsi gibi götünüzle giydiğiniz tayttan etkilenmeyen, ağda mı yaptığınız yoksa testereyle mi cilt bakımı yaptığınız belli olmayan benekli bacaklarınıza herkesin tav olmayacağını bilmek;özetle biraz aynaya bakmak.

4- Kimsenin yaşlılara, ya da kendisini türklere özgü anlayışla prenses zanneden tiplere yer vermek zorunda olmadığını bilmek.

5- Daha iyisini alacak maddi refah içerisinde olmayabilirsiniz ama 15 liralık kulaklığınızla müzik dinlerken en azından sesini telefondan biraz kısabileceğini bilecek kadar teknolojiden anlamak.

6- Metrobüs ile yolculuk ettiğinin farkında olarak, Galler kraliçesi edasıyla saçlarını sağaa sola savurmamak.

7- Hz. İsa'yı gören Roma'lı generaller gibi telefonda hasret gidermemek ve özlemini daha küçük harflerle ifade etmek.

8- Mümkünse ineceği durakta otobüs durduğu an inmek yerine, durağa yaklaşmak üzereyken hareket etmek ve milleti sinir harbine sokmamak.

çocuk işçi

biyolog
hak ihlalidir. Oyun çağında zor koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmış çocuklardır. Günümüzde sayıları azalması gerekirken bir değişiklik olmamaktır. Burada karşı durduğum iş; tehlikeli ve çocukların boyundan büyük işlerdir. Liseye gelmeden bir çocuk çalışmamalıdır. Lisedeyken ve sonra da dilerse kendi rızası ile çalışmalıdır. (Belki staj belki tecrübe için) ama maalesef ailesine bakmakla yükümlü çok fazla çocuk var ve kendi hayatlarını bırakıp çalışıyorlar. Bu durumdaki çocuklara devlet destek olmalıdır. çocuklarına sahip çıkmayan bir devlet ne işe yarar başka? Ne zaman yolda bir çocuk gelip bana selpak, gül gibi şeyler satmak istediğinde her seferinde içimden devlete ve sisteme lanet okuyorum. Çocuklar mutlu olmadıktan sonra ne önemi var seçimi kazanmanın, ne önemi var paranın, ne önemi var malın mülkün?

sevişmek

biyolog
iki insanın birbirini sevmesi için de kullanılır. Küçükken akrabalarımın arasında duyduğum "sevişiyoruz" gibi sözleri duyunca, nasıl söylenir diye şüphe ettiğim. Daha sonra anlamını öğrendiğim kelimedir.

Başka bir anlamı da cinsel ilişki demektir. bunun bir çeşidi olan ön sevişme.

elektronik müzik

coolstuff
Çok uzun yıllardır dinleyicisi olduğum ve gene uzunca bir dönem profesyonel olarak gelir kaynağım haline gelen ve adına discjokeylik denilen mesleği icra etmeme sebebiyet veren müzik dalı.

Her kavram gibi elektronik müzik de keskin bir değişim sürecine girmiş, özellikle 2008 yılından sonra evrimini farklı bir düzleme taşımıştır. Elektronik müziği sadece trance, house gibi genrelerle tanımlamak mümkün değilken, son 10 yılın pop müziğin de geldiği noktanın altyapısını oluşturması açısından önem arz etmektedir. En azından bizlere göre.

sevişmek

coolstuff
Çok farklı anlamlar yüklenen, birtakım özelliklerin turnusolu olduğuna inanılan eylem. Sevdiğiniz kişiyle, gözlerine bakarak, koklayarak, bazen sohbet ederek, bazen sadece gülümseyerek yapıldığında esas anlamına kavuşan davranışlar bütünü.

tek gecelik ilişki

coolstuff
Genellikle ortamlardaki sözde popülerliğini artırmak, tıpkı kendisi gibi ergen ve Şebnem Ferah'ın dediği gibi "içine girdiği deliği kocaman bir dünya zanneden" arkadaş grubu arasında "bakın, ben bir bokum; evet bok" demek istercesine -kız düşürmek- gibi ahlaksızca bir tabirle ifade edilen ve sanki tek taraflı bir fayda sağlanıyormuş gibisinden ifade edilen ilişki şekli.

Adına ne denirse densin, iki kişinin kendi tercihleri ile yaşadıkları; ayrıca kimseyi ilgilendirmeyen, aksine kıskandıran ilişkidir aynı zamanda. Doğru mu, yanlış mı herkese göre değişir. Yine sinirlendim, ulan her konuda ahlak abidesi olarak yaşıyorsunuz da konu sevişen insanlara geldiği zaman ahlak bekçisi oluyorsunuz değil mi ?

Not : Hiçbir zaman böyle bir ilişkiyi tercih etmemiş ve etmeyecek birisi olarak yazdığımın da bilinmesini isterim.

ateizm

coolstuff
Her koyun kendi bacağından asılır diye cevap verilmesi gereken girdilere sebebiyet veren inanç, daha doğrusu inançsızlık akımı. "Bunların taptıklarına.." diye başlamışsınız lakin sorun orada ki bu güruh kimseye tapınmayı tercih etmeyenlerden oluşur. Bu da onların doğrusudur.

Her inanışa, düşünceye saygı duymak gerekir, tıpkı ateizm mensubu kişilere duyulması gerektiği gibi.

ilber ortaylı

coolstuff
Anlam veremediğim bir şekilde politik olması beklenen, bu ülkenin yetiştirmiş olduğu en büyük tarihçilerden. Duygularını katmadan, inandığı ve kıymet verdiği şeylerden bağımsız bir şekilde tarihi yorumlamak ne kadar mümkündür bilemiyorum ama hazır yaşıyorken kıymetini bilip, ne öğrenirsek faydadır deyip okumak/dinlemek varken, illa bir siyasi çembere sokmaya çalışmak ne kadar doğru diye düşünmeden de edemiyor insan.

İlber Hoca, kişilik olarak otoriteye saygı duyan birisi esasen. Özellikle günümüzde türk/islam sentezine dair bir tane bile makale okumamış tipler tarafından kıyasa tabi tutulan Fatih'e de, Atatürk'e de, Enver Paşa'ya da, Abdulhamit'e de saygı duyar. Elbette kendi içinde farklı değerlendirmeleri mevcuttur ama hocanın esas aldığı şey, bir dönem otorite olmuş ve bunu devlete sirayet ettirmeyi başarmış kişilere olan saygıdır.

ritalin

coolstuff
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip insanlara yazılan ilaçlardan kısa süreli etki edenidir. Üniversite öğrencilerinin sınav dönemleri suistimal etmesi ve bazı keşlerin ezip, burna çekmek sureti ile kafa yapmaya çalışması sebebi ile depolarda dönem dönem stok sıkıntısı yaşanmaktadır.

Muhakkak uzman bir doktor teşhisi neticesinde kullanılmalıdır. Bir dönem kullanmış ve özellikle konuşmacı olarak yer aldığım paneller öncesinde faydasını cidden gördüğümden ötürü, ihtiyaç hasıl olması halinde can kurtaran etkisi gösterdiğini ifade etmekte bir beis görmemekteyim.

Not : Hastalığı tedavi etmez, sizi süper zeka veya mucit yapmaz, var olan yeteneğinizi bir nebze olsun efektif kullanarak günü kurtarmanıza yardımcı olur/olabilir.

çocuk işçi

esdemirei

Ailelerinin geçimine katkıda bulunmak amacıyla çok az bir ücret karşılığında, çoğu zaman tehlikeli koşullarda, saatlerce çalışan küçük yaştaki bir işçi sınıfı. Bu esnada doğru düzgün okula gidememe, akranlarıyla zaman geçirememe, oyun oynamama ve boş zamanlarını değerlendirememe gibi durumlarla karşılaşabilirler. Çoğunlukla yaz aylarında mevsimsel tarım işlerinde, küçük-orta ölçekli işletmelerde ya da sokaklarda çalıştıkları gözlemlenir. [K]

korkmak

coolstuff
Birçok tanımı vardır. Sebebi belli veya belirsiz bir şeylerden kaygı duymak, endişe etmek gibi basite indirgenmiş tanımları da mevcuttur. Kimisine göre insanda olan karakteristik bir özelliğin dışavurumu, kimine göre ise kaynağı bilinmeyen bir tedirgin halidir.

Takriben 1 yaşlarındayken anne ile baba boşanıyor. Peder, döneme göre görece iyi bir mevkiye, maddi bir refaha sahip lakin tabir-i caizse sıkıntılı bir tip. Haliyle mahkeme, haftada bir kez jandarma eşliğinde çocuğunu görebilir kararı veriyor. 3 ya da 4 yaşlarındayım muhtemelen, ama dün gibi hatırlarım; bir gün annem, anneannem ve dedem beni süsleyerek, dualar okuyarak giydiriyorlar, bir yandan da ağlıyorlar. O yaşta bir çocuk olarak "ulan bunlar niye ağlıyor şimdi, ağlamak kötü bir şey galiba vb" gibi düşüncelerle boğuşurken, kendi aralarında da konuşuyorlar ve ister istemez kulak misafiri oluyorum. "Babası birazdan gelir" , "babası akşam 17.00 gibi bırakır." gibi içerisinde sürekli "baba" kelimesinin tekrar ettiği ifadeler dolaşıp duruyor ortalıkta. E haliyle o zaman da "baba nedir, kime denir, nasıl bir şeydir gibi" soruları da soracak yaşta ve dil bilgisine de sahip değilim. Bir süre sonra kapı çalıyor, bizimkiler de ağlamalarının dozunu arttırarak ve elimden tutarak kapıya yöneliyorlar. Yahu bu çocuk 3 yaşında daha, azcık dirayetli olsanıza. Yok, demek ki gerek o dönem "baba"nın tehditleri, gerekse de annenin naif bir kadın olmasından mütevellit bunlar iyice tedirginleşip, kapıyı açıyorlar sonunda. Bakıyorum kapıya bir şey bilmeden ve merak ederek. E nispeten yakışıklı, takım elbise giymiş, korkmamı gerektirecek bir durum olacağını düşündürmeyen ve tanımadığım bir adam(babam) ve yanında da yeşil, tuhaf kıyafetler giymiş, ellerinde ise oyuncaklardan az çok bildiğim ve tüfek olduğunu düşündüğüm iki tane genç (jandarma) adam var. Elimi tutuyor takım elbiseli herif, e o zamana kadar da (koskoca 3 yıllık yaşantımda :) ) anneden hiç ayrılmamış bir velet olarak dönüp arkaya bakıyorum ve annemle, anneannemi daha çok ağlarken görüyorum. Abi herif ve iki tüfekli, yeşil giymiş adam aldılar beni gidiyoruz. Verdiler de elime bir tadelle, oh benden iyisi yok. Ama ortam gergin, hissediyorum. Ne adam bana bakıyor, ne de ben ona. Sadece korkmamam, ağlamamam gerektiğini hissediyorum.

Ve o yaşta, sadece 3 yaşındayken, annemin üzülmemesi için "korkmamam" ve "ağlamamam" gerektiğini anlıyorum. Daha çişini haber veremeyen pezevenk, güya kendi kendine içinden yemin ediyor; "hiçbir şeyden korkmayacağım, ağlamayacağım." diye. O gün, bugündür hiçbir şeyden korkmadım gerçekten. 17 yerimden bıçaklandım, ağzıma silah sokuldu, birçok kez ölümden döndüm; ama tüm bunların yanı sıra hayalini kuramayacağım başarılar da elde ettim ama yok anam yok; ağlamadım. Ne sevinçten, ne korkudan, ne üzüntüden ağlamadım, ağlayamadım.

Yaş oldu 37. Hayatında hiç ağlamamış, ağlayamamış, gözünün gördüğü hiçbir şeyden korkmamış bir adam oldum çıktım. Ta 3 yaşındayken kendime o sözü vererek iyi mi ettim, kötü mü ettim bilemem ama hep derler ya "hayatta yaşadıkların sana güç katar vb vb." falan; siktir edin be güzelim, güçlü olmak zorunda kaldığınız bir dünyada yaşamayın e mi? Güç dediğin nedir ki..

neden bekliyorsun?


aü sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol