anlaşılmamak

diliyok
Birileri tarafından hissettirilen duygu mu denir his mi denir aslında duygu ve his aynı şeydir tam bilmiyorum galiba ben bile beni anlamıyorum. Bir şeyler ile dalga geçerim anlamazlar yargı dağıtırlar. Bir şeye kırılırım bunu söylediğimde çocuk derler asla gönlüm alınmaz yine de aptal gibi hiçbir şey yokmuş gibi davranırım. Yıllar boyunca neden herkesle konuşmuyorsun neden sevgilin yok laflarını duydum ama bilmediler ki ben her önüme çıkanla sevmeden sevgili olamam. Birini seviyorsam birşeyler değişene kadar onu severim ayran gönüllü olup her gün bir başkasını sevemem. Asla yaptığım mizah anlaşılmadı sen kendini komik mi sanıyorsun laflarını işittim yine sırf arkadaşlığım bozulmasın diye sustum. Sustum sustum daha çok sustum patlak vermeye başlayınca da yine ben kötü oldum. Ne zaman iyi olacağım hiç bilmiyorum tek bildiğim artık iyi olmak. Yargılanmadan, değiştirilmeden ve birşeylere zorlamadan sevilmek ve kabul edilmek istiyorum. Tek bildiğim bu zaman da budur.
nick
anlaşıl(a)mama problemini incelemeye başladığımda bunun ilk başta kullandığımız iletişim araçlarının kusurlarından dolayı olduğunu düşündüm. bir örnek vermek gerekirse; iletişim kuran kişilerin kelimelerden anladıkları veya kelimelere yükledikleri anlamlar farklı olduğu için karşı tarafa vermek istedikleri mesajı veremiyor olabilirler. bununla da ilgili örnek verecek olursak; ben başım ağrıyor dediğimde karşımdaki kimse migren ağrısı gibi bir ağrı anlayabilirken benim kastettiğim aslında şakaklarımın ağrıması olabilir. Bu da ağrının olduğu yerde anlaşamamıza ve de uzlaşamamıza sebebiyet veriyor olabilir. Hiçbirimiz de tartışmaya girerken yanında sözlük getirip karşısındakiyle kelimelerin anlamları üzerinde uzlaşmıyor. Tartışmada kavramlarda uzlaşı bizim için bir kabul. Kelimeler bazında anlamlarda anlaştığımızı varsayıyoruz. Ve de anlatmaya çalıştığımız şeyler soyutlaştıkça ya da daha da komplike hale geldikçe kelimelerin anlamlarının belirsizleştiği gri bölgelere varıyoruz. Mesela aşk kelimesini ele alalım. Çoğumuz için aşk özel yaşanan bir deneyimdir. Hepimiz aşka özlem anlamını yüklemeyiz/yüklememişizdir , bazılarımız mutluluk anlamı yükler. O yüzden aşık olduğu kimseyi beklemekle ömrü geçen kişi aşk beklemektir dediğinde aşkı sadece seksten ibaret anlayan kimse bunu anlayamayabilir anlasa da bunu kavrayamayabilir kavrasa da buna yakınlık duymayabilir. Kısaca; anlamlar subjektiftir tarafların objektifleştirmeleri gerekir. Çünkü tartışmada anlamlara rehberlik ederek onları objektifleştirebilecek yegane kimseler tartışanlardır. Tıpkı matematik kurallarının bu rehberlik yükünü elimizden alarak bu kuralları bilen herkesin "30000" den "20000" anlamamasını sağlaması gibi.
Aslında anlaşıl(a)mama sorununda inceleyebileceğimiz daha başka hususlar mevcut. Bu saatte bu kadar anlatabildim, en azından anlatmaya calıştım. İleride eklemek ve de bu konu üzerine tartışmak isterim. Naçizane önerim de bu sorunu yaşayan yazarlar karşılıklı kusurların bulunduğu bu durumda karşı tarafın duyması gerektiği hassasiyeti de üstlenip kendilerine ek ağırlık yapmasınlar , sonuçta ne kadar deneseniz bile bazen sağlıklı iletişim kurulamayabilir.
sakin
hiç kimse kendini %100 anlatamaz, anlatabilse de başkasını %100 anlayamaz; o yüzden ne kadarıyla yetineceğimize bağlı.
aynı durum herhangi bir duygu için de geçerli.
mutlu olmak, üzülmek, öfke hiç biri %100 değil.
gal1le0
Hiçbir zaman insanların tam anlamıyla ortadan kaldıramayacağı durum. Herkesin aynı donanımda olduğu, herkesin aynı iletişim kanalında ve seviyede konuştuğu ütopya da gerçekleşmeyecek durum.
antikciguli
"Senin ne anlattığın değil karşıdakinin ne anladığı önemli" sözüyle yola çıkarak "artık kısa cümleler kuruyorum" diye devam eden bir hayat zorluğudur.

bir alıntı

neden bekliyorsun?


aü sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol