bekarlardan daha çok vergi alınsın

esdemirei
Sabah (Gazete) yazarı Mevlüt Tezelʼin 13 ocak 2020 tarihli Çocuk Yapmayana Ekstra Vergi başlıklı yazısında geçen bir ifade. İfadenin tamamı şu şekildedir: “Önerim şu: Çocuk sahibi olanlar, sistemin devamı için özveride bulunuyorsa bekârlar da bunun karşılığını vermeli. Elbette işsiz bekârlardan bahsetmiyorum; kazancı iyi olan ama buna rağmen çocuk dünyaya getirmeyen bekârlardan daha çok vergi alınsın. Ayda bir Avrupa'ya git, en güzel restoranlardan İnstagram'a fotoğraf koy, akşam eve gidince de battaniyeni üzerine çek, kedini sev ve dijital platformdan dizi izle. Oh ne güzel. Çocuk dünyaya getirip onların eğitimi ve geleceği için deli gibi çalışan, tatile gitmeyen, gitse de çocuk havuzunda nöbet tutan, yaşadığı stres yüzünden daha erken hayatını kaybeden çocuklu insanlara haksızlık olmuyor mu? En azından bir sağlık sorunu yoksa, geliri düzeyi yüksek olmasına rağmen çocuk yapmayanlardan daha çok vergi alınmalı.”

Yazının tamamı şu şekildedir: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlere 'Evlenin' çağrısı yapması tartışma yarattı. Evlenmeyen gençlere 'kayyum atanacak' esprisi yapıldı, muhalefet 'Gençler iş bulamıyor, nasıl evlensinler' dedi vesaire. Açılın, üç çocuklu bir baba olarak tartışmaya dahil oluyorum.
'Erdoğan'ın sözünü dinlemişsin' diyenlere baştan söyleyeyim: Kardeşsiz çocuk olmaz diye düşünüyorduk, iki oğlumuz dünyaya geldikten sonra eşim kız çocuk istedi ve bunun nasıl farklı bir mutluluk olduğunu öğrendik. Tabii, üç çocuk sahibi olunca eşim işini bırakmak zorunda kaldı ama 'Her çocuk rızkıyla gelir' sözünde gerçeklik payı var. Çocuk olunca erkeğin işletim sistemine adeta format atılıyor. Erkek, asıl çocuk sahibi olunca bekârlığa veda ediyor. Daha çok çalışıyor, bireysel keyiflerini bir kenara bırakıyor ve önceliği ailesini geçindirmek oluyor. Böyle olunca da her çocuk, ebeveynlerin gösterdiği çabayla orantılı olarak rızkına kavuşuyor. En azından ben artık böyle düşünüyorum. Doğumlardaki azalma küresel bir sorun. Örneğin; İtalya ve İspanyaʼda artık ölüm oranları, doğum oranlarını geçmeye başladı. Türkiyeʼde de canlı doğan bebek sayısı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 3,6 azalarak 1 milyon 248 bin 847 geriledi. Böyle olunca da birçok ülkede demografik yapı değişiyor, göçmenlerin genel nüfustaki oranı artıyor. Doğum oranının düşmesinin başlıca nedeni ise, insanların hayatta dair beklentilerinin değişmesi. Bireysel yaşam trend oldu. Artık insanlar dünyayı dolaşmayı, daha iyi yaşamak için kariyerine odaklanmayı, çocuk yerine kedi köpek bakmayı tercih ediyor. Maddi durumu iyi olsa da çocuk sahibi olmak istemeyenlerin sayısı artıyor. Peki, ekonomik sistemi kim besleyecek? Huzur evlerinde bekârlara kim bakacak? Hiç çocuk yapmayıp, yaşam süresini uzatan bekârların emekli maaşını kim çalışarak ödeyecek? Gerekli işçi gücünü kim sağlayacak? Tabii ki, çocuk dünyaya getiren aileler. Çocuk yapanlar; bir açıdan da 'zenginler daha zengin olsun, bekârlar kendi kafalarına göre yaşasın' diye sistemin devamına hizmet ediyorlar.
Bekârlara vergi tartışmasını bu topraklarda ilk başlatan Yozgat Milletvekili Süleyman Sırrı Beyʼdi. 1929, 1932, 1940 ve 1944 yıllarında Bekarlık Vergisi'nin konulmasında ısrar etti. Nihayet Bekarlık Vergisi, 1949 yılında Gelir Vergisi Kanunu'nun 90. maddesi ile Bekarlık Zammı olarak yasalaştı. Yasa, Sırrı Bey'in tam istediği gibi çıkmasa da belli oranda evlenme teşvik edildi. Aslında Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan'ın dediği gibi maaşlar üzerindeki vergilendirmede aile yükümlülükleri de (evli, çocuk sahibi vs.) dikkate alınmalı. Vergi oranları bu yükümlülüklere uygun olarak belirlenmeli. Bekâr ve çocuksuz bir çalışan ile evli ve çocuklu çalışanlar, aşağı yukarı aynı oranda vergiye tabiye tabi olması adil değil. Arslan'ın verdiği örnekler de önemli: Almanya'da bekâr birisinden yüzde 19 vergi alınırken, işin içine aile girince bu oranın yüzde 1,3'e düşüyor. ABD'de de bekar biri, yüzde 16 vergi öderken, aile kurduğu zaman bu oran yüzde 4.1'e düşüyor. Türkiye'de ise bu oranlar bekâr birisi için yüzde 13,3, evli için yüzde 11,4. Bu oran, çocuk sahipleri için daha aşağıya çekilmeli. Almanya'da 9 bin Euro'ya kadar olan gelirler vergilendirme dışı bırakılırken; evliler için söz konusu miktar iki katına çıkıyor. Buna ilave olarak her bir çocuk için 7 bin 600 Euro gelir de ayrıca vergilendirme dışı bırakılıyor. Hesap ve örnekler ortada. Önerim şu: Çocuk sahibi olanlar, sistemin devamı için özveride bulunuyorsa bekârlar da bunun karşılığını vermeli. Elbette işsiz bekârlardan bahsetmiyorum; kazancı iyi olan ama buna rağmen çocuk dünyaya getirmeyen bekârlardan daha çok vergi alınsın. Ayda bir Avrupa'ya git, en güzel restoranlardan İnstagram'a fotoğraf koy, akşam eve gidince de battaniyeni üzerine çek, kedini sev ve dijital platformdan dizi izle. Oh ne güzel.
Çocuk dünyaya getirip onların eğitimi ve geleceği için deli gibi çalışan, tatile gitmeyen, gitse de çocuk havuzunda nöbet tutan, yaşadığı stres yüzünden daha erken hayatını kaybeden çocuklu insanlara haksızlık olmuyor mu? En azından bir sağlık sorunu yoksa, geliri düzeyi yüksek olmasına rağmen çocuk yapmayanlardan daha çok vergi alınmalı.”
kraliçe
Haklı bir serzeniştir.
Asgari ücrete zam yapıldı bir şekilde o paranın hakkı verilmeli.
+yarın yokmuşçasına üreyin dostlar.

neden bekliyorsun?


aü sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol