confessions

ytrum9 is back

uzman - 1. nesil yazar -

  1. toplam entry 110
  2. takipçi 5
  3. puan 5645

kitap tavsiyesi

ytrum9 is back
Patrick süskind - koku (okuduğum en sıradışı roman)

Ahmet Hamdi Tanpınar - saatleri ayarlama enstitüsü

Yusuf Atılgan'ın herhangi bir romanı

Albert camus'nün herhangi bir romanı

Vatsyayana - Kama Sutra (2000 yıllık olması omg!)

Aziz nesin - ben de çocuktum

Simon kuper - futbol asla sadece futbol değildir (futbola anlam yükleyenler için)

Cemal Süreya - sevda sözleri

John steinbeck - fareler ve insanlar

Barış bıçakçı - bizim büyük çaresizliğimiz

Not: buradan yola çıkıp okuyan olursa bitirince bekliyorum.

küfür eden kadın

ytrum9 is back
mevzuyu 'sıfırdan' ele alabilirsek, 'küfür eden kadın' ile ilgili, haddimiz olmadan bir tarihçe çıkarabiliriz ve üzerimize vazife olmamasına rağmen belli başlı yorumlara tabii ki açık konudur.

öncelikle mağara dönemlerine gidersek, kas gücü ve dayanıklılığı sayesinde avcılığı üstlenen, hayvanlarla boğuşan, gerektiği zaman en ağır yaraları alan; sonuç olarak da mağarasındaki ve komünitesindeki kimseleri doyuranlar erkeklerdi. buna bir de tıpkı belgesellerde hayvanların ortamı gibi 'dişi için savaş kazanma' mantığı girince erkekte şöyle bir fikir oluşmuş:

'bu benim. nasıl çekicim benimse, ok ve yay benimse, ha bu avrat da benim. savaşarak ona 'sahip oldum' sonuçta herhangi bir itirazı varsa şiddetimin tadına bakmasında sakınca yoktur. hamileyken bana sağlayamadığı güzellikleri başkasından da alabilirim. erkeğim olm ben! üstüne bir de alfayım. benden kralı olabilir mi? benim kopyam olan birkaç yağız delikanlı da doğurursa, şerefsizim akarız tarih boyu!'

gibi bir kafaya erişmiş. bu kafanın tezahürü olarak da belli başlı kuralları ve kısıtlamaları uygulayan kişi olma hakkını da kendinde sabitlemiş. haliyle erkeğe, alfaya ve bunların kurallarına ihtiyaç duymadan kendi yaşamını sürdürebilecek, erkeğine (!) karşı çıkabilecek kadınların varlığı bunları her zaman rahatsız etmiştir.

peki sonra?

insan geliştikçe, alet kullanmaya ve farklı geçim imkanlarını tespit ettikçe veya yarattıkça o çok önemli kas gücü yerini beyin (çok önemlidir, bilirsiniz) gücüne bırakmış. mağaralardan çıkılmış. bir araya gelinmiş. topluluk olarak yaşamaya, dolayısıyla bu ortamlarla ilgili kuralları da belirlemeye başlamış. tabii alışmışın kudurmuştan beter olması durumu, daha yakın zamanda tüm mağaranın, tüm kabilenin hükümdarı olan alfa kardeşlerimiz artık kendileri gibilerin değil de, beynini kullanabilenlerin hüküm sürdüğünü gördüğünde bunu kabullenmeleri çok kolay olmamıştır diye düşünüyorum.

düşünsene kendini kabul ettirebildiği tek yetileri elinden alınıyor bir alfanın. ne kadar acı, ne kadar yıkıcı, ne kadar zedeleyici değil mi?

sen evdeki kadının ne yapmasından, toplumda nasıl davranmasından, neyin ona yakışıp yakışmayacağına dair kesin hükümlerden bahsediyorsun, ve senin devamını sürdürebilmen için 'ihtiyaç' duyduğun varlığı, kadını belli kalıplara sokuyorsun. bu kalıplara uymadığı takdirde cevaplıyorsun. senin gibi benliği sarsılmış, yaşanan gelişimler sonucu içten içe ezilen tüm alfalar sosyal ortamlarda sağlayamadığı üstünlükleri evin içinde sağlamaya başlamışlar. çünkü evin reisi onlar, eve ekmek getiren hala onlar, dolayısıyla söz sahibi de onlar.

zamanla dışarı çıkmaları, sahiplenme ihtiyacı hissetmemeleri, üretmeleri, yaratmaları topluma yayılmış olan, kısaca erkeğin varlığı olmadan da hayatını gayet etkin sürdürebilen kadınlar her daim bu kafadaki alfacanları rahatsız etmiştir.

emin olun m.ö. 1200 lü yıllarda 'hunga munga' diye tepki gösterdikleri şeyleri şimdi de 'kadının küfür etmesi' başlıklar açarak yansıtıyorlar. 'hunga munga' diyip geçmeyin, ayıplamayı bunlar çıkardı. bu yüzden de hala düzelemedik.

'öyle oturamazsın, böyle konuşamazsın, sen kadınsın hayırdır?' hep bu mağara sığırlarından gelme şeyler.

gelelim sözlükte bir atışmaya döndürülmüş olan ve fikrime karşı argüman üretmekten daha çok kendi fantezi dünyasına göre ithamlarda bulunan arkadaşımızın konuyla ilgili açıklamasının incelenmesine:

şahsım adına:

-kuralları değiştirme niyetini hiçbir zaman taşımasa da 'saygı' diye bir kavramdan haberdar olmak lazım. eğer bu kuralların yanında değilseniz, en azından bu kuralların varlığını destekleyen yorumlardan ve faaliyetlerden kaçınmak önemlidir diye düşünüyorum. küfür eden kadın bla bladır demeyince hayatta bir eksiklik yaşanmıyor. mesela 'bayan' diyen hiçkimse beni irrite etmiyor, ama hem kelime yapısı 'bay' kelimesinden türediği için, hem de 'kadın' gibi bir kelimenin zamanla bekarete göre söylenmesi ve günümüzde iktidar olan kafa(sızlık)nın tü kaka bulması sebebiyle ısrarla kadın diyorum. ama bayan diyene de karışmıyorum. karışanı da aptal bulmuyorum. belki de onun dediği haklıdır. bir şeyleri değişmesi için o seviyede 'marjinal' olmak gerekir.

-küfür etmenin saygısız bir davranış olması dünyanın her yerinde böyle diye doğru değildir. dünyadaki tüm toplumsal kurallar herkesi kucakladığı düşünülen, ama belli azınlıkların (ki bence ezici bir fark yok) daima nefretle karşıladığı ahlak, terbiye vs. gibi saçma sapan kavramlar üzerinden doğrulanabilecek bir şey değildir. edebiyat da, sanat da, hayat da, kahvehane de, evin içi ve hatta yatak da her zaman küfürlü sözcüklere, 'kötü kelimelere' açık yerlerdir. bizle her zaman vardır ve var olacaktır. bu sağa sola küfür saçma özgürlüğü demek olmamakla beraber ortamdaki kişilerin hassasiyetine göre frenlenebilir veya umursanmayabilir. bu farklılıklar da zaten sosyal ortamlarımızın inşasında önemli bir rol oynar. tayt giyen bir erkeğe 'acaba' deme örneğiyle açıklanan bir yaklaşım için fazla bile yazdım bu maddeyi burada noktalıyorum.

-alfa tayfanın en saçma yanlarından biri, kendileri gibi düşünen bir çoğunluk var diye düşündüklerinin doğru olduğunu sanmaları. bilimsel olarak ele alırsak: bunu bir 'kanun' olarak görmeleri. halbuki ne alakası var canım kardeşim, senin için ezik ve çirkin olan biri ailesinin ve arkadaşlarının göz bebeği olabilir. allah seni inandırsın, bu kadınla sevişen de var. kadın küfür ederken böyle kriterlere neden dikkat etmeli ki? senin zararlı göreceliliğini neden göz önüne almalı ki? yine 'hunga munga' diye özetleyebiliriz süreci. yazıyı tamamen okuyanlar için tabii :)

-erkeklerin ilgi çekmek için yaptığı soytarılıkların farkında olan birisi kadınların küfür etmesini sadece ilgi çekmeye indirgeyince ortaya dev bir çelişki yumağı çıkıyor. kurtar beni diyorsan el atalım? ama küfür kavramını sadece ilgi çekme ile ilişkilendirmek sadece objektif ve analitik düşünme yeteneği yoksunluğuna götürüyor beni. o da farklı ortamlar görerek, farklı insanlar tanıyarak, ayıpladığın şeylerin neden ayıp olduğunu kendine sorduğunda 'sahi ne saçma?' diyebiliyor olmaktan geçiyor. kişisel gelişim diyebiliriz.

-her iki kelimenin birinde küfür eden marjinal, ezik, hunga munga kadının özelliklerini yazmak ne zaman bize düştü? neden ikisi de eşitse biz kadınınkini vurguluyoruz. burada da bir tutarsızlık söz konusu diye düşünüyorum.

son: şahsınıza ve ailenize küfür edildiğinde kavgaya beni de çağırın, koşa koşa gelirim. hele bu aralar üfff nasıl stresliyim.

elbette ki derdimiz bu ezik puştlarla. çünkü bir bok sıçtılar hala temizleyemiyoruz. insanlara anlatmaya çalışınca da ilgi çekme çabasında oluyoruz. ve evet, parmağımız var yazdık. siz de bu mağaralı tiplerin fikir ve yaklaşımlarını sadece 'çoğunluğun öyle düşünmesi' üzerinden yorumlayarak, biraz da hakaret ve ince giydirmelerle harmanladığınız yazılarınızı daha bilimsel ve mantıklı çerçeveye çekebilirseniz sabaha kadar devam edebiliriz. anlaşamasak da birbirimize 'belki' bir şeyler katmış oluruz ne dersiniz?

bak daha küfürden bahsediyoruz, bekarete gelmedik bile.

diğer türlü ben yoğum, küfür eden kadınlara şirinlik yapmaya gidiyom. ciao.

küfür eden kadın

ytrum9 is back
Kadına yüklenen 'erkeklerin yaptığı pespayelikleri yapamama' misyonlarından biridir.

Tabii ki ataerkil beyinden çıkan her fikir gibi salakçadır.

Sövün kadınlar, koyun gitsin bu puştların kurallarına...

ihsan oktay anar

ytrum9 is back
Türk edebiyatının sıra dışı yazarlarından. Efsane bir hayalgücünü benzersiz bir anlatımla birleştirdiği için diğerlerinden ayrılması kolay olmuştur.

Eserlerinde çok fazla Osmanlıca sözcük geçer. Bazı sayfaları anlamadan geçersiniz. Ama kurduğu dünyaların tadı hiçbir şeyde yoktur.

Puslu kıtalar atlası en meşhur kitabıdır.

g.o.r.a.

ytrum9 is back
türk sinema tarihinin yüz akı olan filmlerden.

her satırıyla, her sahnesiyle, her repliğiyle asla tükenmeyecek geyiklere malzeme olmuştur.

karakterleri ayrı, ortamı ayrı eğlencedir.

-ne anlatiiiim? sen kaçırdın sen anlatacan!

ezberlenen film replikleri

ytrum9 is back
'İnsan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan. Amma biz biliriz ki bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir.

Burayı seversen, burası dünyanın en güzel yeridir. Ama dünyanın en güzel yerini sevmezsen, orası dünyanın en güzel yeri değildir. '

gamze özçelik

ytrum9 is back
Kendisiyle bir türlü hesaplaşamadığı için türlü rollere girip tatmin olmaya çalışan insancağız.

Halbuki herkes hata yapar, herkesin başına böyle talihsiz olaylar gelebilir. Yap iç hesaplaşmanı, kurtul.
0 /

neden bekliyorsun?


aü sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol